Ad ve Soyad :
E-Posta :
Telefon :
   

"Bilgin Cehalet" 

"Bilgin Cehalet": Bourdıeu 

 

"Taktiklerimiz" ancak başka bir toplumun tarihine yapılan geri dönüşle incelenebilir hale gelirler: Foucault'da Eski Rejim'in ya da 19. yüzyılın Fransa'sı; Bourdieu'de Kabiliye ya da Bearn; Yemant ve Detienne'de Yunan Antikçağı; vb. Bu taktikler bize başka yerlerden, başka diyarlardan seslenirler. Sanki, "Batı" ussallığı tarafından çizgi dışılığına itilmiş bu taktiklerin, görünür ve açınsanmış olabilmeleri için başka bir sahneye ihtiyaçları varınış gibi. Başka diyarlar, Batı kültürünün kendi söyleminden dışladıklarını bize geri getirirler. Zaten bunlar tam olarak da bizim dışladıklarımız ya da kaybettiklerimizle tanımlanmazlar mı? Hüzünlü Dönenceler'de olduğu gibi, yolculuklarımız artık bizde var olduğundan haberi almadığımız bir şeyi keşfetme amacı taşır. Freud, uzun bir süre evlatlığı olmaya uğraştığı bilim ailesinin gayrimeşruluk alanına ittiği tüm kurnaz taktikleri ve retorikleri buralarda bulur. Freud da bunları yeni bir terra incognita [ bakir toprak, el değmemiş toprak] keşfederek ve bu alanı işleyerek ortaya çıkarır: Bilinçdışı. Ama aslında tüm bu kurnazlıklar ve ince ayarlı retorikler, Freud'a çok daha eski ve ona çok daha yakın bir alandan seslenirler -Yahudilere özgü, uzun bir süre yadsınmış yabancılığın alanıdır bu; bu yabancılığı, rüyalar ve lapsus'ler [dil sürçmeleri] kılığına bürünmüş bir halde bilimsel söyleme sokar. Freudçuluk , Aufklarung'dan gelen meşru stratejiler ile bilinçdışı örtüsü altında çok daha uzaklardan gelen "dümen ve dolapların" oluşturduğu bir kombinasyondur. 

 

İki Yarı

 

Bourdieu için Kabiliye'nin, "uygulamanın kuramı" olarak bir Truva atı olması; bu incelemeye adanan üç metnin (Bourdieu'nun yazdığı en iyi incelemelerdir özellikle "Ev ya da alt üst olmuş dünya" - "la maison ou le monde renverse" başlıklı incelemesi) uzun bir epistemolojik söyleme çoğul bir biçimde öncülük etmiş olması; "Kabiliye etnolojisiyle ilgili bu üç İncelemenin", bir şiiri işler gibi, bir kuramı işlemiş olması (düzyazı biçiminde bir tür yorumlama olarak) ve ona, çok parlak sayısız alıntı yapma olanağı sunan bir zemin hazırlamış olması; ve son olarak, Bourdieu bu üç "eski" metni yayımladığında, bu metinlerin hem mekansal hem de şiirsel göndermelerinin başlıktan silinmesi (yoruma sunulan bir kuram olmuştur) ve bu Kabiliye kökeninin, aslında onaylı söylem içine serpiştirilmiş bir halde varlığını sürdürse de, tıpkı hala aydıntatmaya devam ettiği çarpıcı bir manzaranın üstünden çekilen bir güneş gibi yavaş yavaş kendiliğinden kaybolup gitmesi: Tüm bunlar, bu özellikler, kuram içinde uygulamanın aldığı konumu şimdiden tanımlamaktadırlar. Bu rastlantısal bir olay değildir. Bourdieu'nün 1972'den bu yana sürdürdüğü çalışmaların konusu "pratik sağduyuydu" ve aynı biçimde düzenlenmişlerdi sadece "Avenir de classe et causalite du probable" "Sınıfın geleceği ve olasılığın nedenselliği"  başlıklı çalışması bu bütünde farklı bir yerde duruyordu. Bununla birlikte bir farklılık daha vardı: Kabiliye'deki "evlilikle ilgili stratejiler" incelemesi (tam olarak soyağacı ekonomisini işlemekteydi) Bearn göndermesinin yerini almıştı. Dolayısıyla burada söz konusu olan iki farklı gönderme alanıydı. Hangisinin ötekinin eşi olduğunu söylemek mümkün müdür, Bearn mı Kabiliye'nin eşi, yoksa tam tersi mi? Bu her iyi yer de denetim altında tutulan bir "samimiyet" bağına sahipti ve biri anavatandan uzaklığıyla, öteki de yabancı bir kültürün yarattığı yabancılık duygusuyla yazarın yakasını yapışmıştı. Buna karşın, tüm kökenler gibi infans (yani konuşma yeteneğinden yoksun, çocuksu aşamada olan] Bearn, konuşulabilmek, ifade edilebilmek için bir Kabiliye sahnesinin eşi olmak durumunda kalmışa benziyor (Bourdieu'nün yapmış olduğu incelemede Kabiliye anavatana o kadar yakındır ki). Böylece "dışavurulan, dile getirilen" Bearn, Bourdieu'nün insan bilimlerine soktuğu habitus kavramına, gerçek (ve tabii efsanevi: eskinin Bearn'lıları neredeler şimdi?) bir zemin sağlamış oldu. Habitus, Bourdieu'nun kuramı üzerine bıraktığı kişisel izidir. Bundan sonra, köken deneyiminin özelliği, genel söylemi yeniden düzenleme gücünün içinde eriyip gitmiştir. Birinin ötekini getirdiği iki farklı parçaya bölünmüş olan L'Esquisse d'une theorie de la pratique (Bir uygulama kuramı taslağı) adlı eseri bilim dalları arası bir uygulamadır her şeyden önce. Bir türden ötekine geçiş olduğu anlamını veren bir eğretilemedir bu başlık: Etnolojiden toplumbilime gidilmiştir. Aslında durum bu kadar basit değildir. Bu eseri konumlandırmak oldukça güçtür. Sonuçta bu kitapta, Bourdieu'nün bir zamanlar vaat etmiş olduğu bilimdalları arası karşılaştırmaları bulmuyor ve basit bir biçimde "veri" alışverişi aşamasını çoktan aşarak bu karşılaştırmaların her özelliğe özgü önvarsayımları karşlıklı olarak açınsamaya çalıştıklarını görmüyor muyuz? Bu karşılaştırınlar, epistemolojik olarak karşılıklı bir açınsamanın arayışındadır; örtülü ve karanlıkta zemin kadarını, bilgi hırsının ve efsanesinin yaktığı ışıkla aydınlatmak istemektediler. Ama belki de asıl istenen farklı bir şeydir? Ve belki de bizi, bir bilimdalının onu çevreleyen ve onu öneeleyen karanlığa tekrar yüzünü dönmesini sağlayan jesti ortaya çıkaran her neyse ona gönderiyordur? Ancak bu bilimdalı yüzünü karanlığa bunu yok etmek için dönmemektedir, her ne kadar bu, yok edilemez, belirleyici olsa da. Belki de, bir bilimin, dışarıdakiler kümesiyle kendi ilişkisi üzerinde düşünmeye ve kendi üretim kurallarını düzeltmekle ya da kendi geçerlilik sınırlarını belirtmekle yetinmemeye başladığı yer kuramın oluşmaya başladığı yerdir. Bourdieu'nün söyleminin izlediği yol bu mudur? Aslında, her biçimde, uygulamaların, kuramsal bir sorunun doğabileceği opak gerçekliği oluşturdukları yer bilimdalının sınırları ötesinde bir yerdir. Bourdieu'nün "etnolojik incelemelerinin" kendine özgü bir tarzı vardır. Bu incelemeler, bu toplumbilimcinin "boş zaman eğlencesi" olarak nitelendirebileceğimiz kendi asıl etkinliğinden farklı ama onun kadar etkili bir biçimde icra edebildiği yeteneğinin kapsamına girerler. Evet "boş zaman eğlencesi" dedik ama "boş zaman eğlencesi" olarak nitelendirilen her tür etkinlik gibi bu inceleme alanı da Bourdieu için, asıl mesleğinden daha fazla ciddiye aldığı bir oyun alanıdır. Ele aldığı bu parçalar, ender bulunan bir kesinlikle işlenirler. Bourdieu hiçbir zaman bu kadar özenli, titiz, kesin, net olmamış, virtüözlüğünü hiç bu kadar ustaca göstermemiştir. 

 

Metinlerinin belli bir estetiğinin olduğunu bile söyleyebiliriz. Bu metinlerde, özel ve "yalıtılmış” bir biçim, bir "parça", bilimdalının bütüncü (ama genel değil) figürü haline gelmiş ve bunu da hem yabancı hem de kesin ve ham bir gerçeklikle işlemiştir. Toplumun ve incelemenin parçası olarak nitelendirdiğimiz önce evdir. Ev, bilindiği gibi, her tür eğretilemenin göndermesidir. Ama burada söz konusu olan, bilinen tanıdık bir ev değil bir evdir, herhangi bir ev. Ev, kendi iç uzamını eklemleyen uygulamalar aracılığıyla kamu uzamının stratejilerini alt üst etmekte ve sessizlik içinde dili düzenlemektedir (söz dağarcığı, deyimler vb.)  Kamu düzeninin tersine dönmesi ve söylemin oluşumu: Bu iki özellik, Kabiliye evini, Fransız okulunun ters yüzü haline getirmiştir; Fransız okulu, Bourdieu'nün uzmanlığını oluşturduğu nesnedir. Ve Bourdieu bu nesneyle, toplumsal hiyerarşinin "üretimini" ve bunların ideolojilerinin yinelemesini ortaya koymuştur. Toplumbilimcinin işlediği topluma kıyasla, bu konut, kendi tekilliği içinde, karşıt ve belirleyici bir mekandır. Bu nedenle, bu inceleme, kendi yazarı tarafından bile bilimdalının sosyo-ekonomik kuralcılığı açısından gayri meşru olarak nitelendirilmektedir. Çünkü bu inceleme, simgesel diziyle fazlasıyla oynamaktadır. Sonuç olarak bu bir "lapsus"tür. 

 

"Kuram", toplumbilimin bu meşruiyetleri ve etnolojinin özellikleri arasındaki mesafeyi emip yutacaktır. Bilimsel bir alanın ussallığı ve alanın dışında birden bire bitiveren uygulamalar bu biçimde yeniden eklemlenecektir. Bu nedenle Esquisse'de (ve sonraki makaleler) bu iki ögenin birleşimini gerçekleştirmiştir. "Etnolojik" istisnayı, toplumbilim sistemindeki bir boşluğa konumlandırmak oldukça maharet isteyen ince ve hassas bir manevradır. Bu operasyonu devam ettirmek için, eserin ortaya koyduğu çalışmayı çok yakından ele almak gereklidir: Bir yanda bu özel uygulamaların incelemesi; öte yanda, bunlara, "bir kuram" oluşumu içinde atfedilen rol vardır. 

 

 

De Certeau, Michel, Lale Arslan, and Mehmet Emin Özcan. Gündelik Hayatın Keşfi: Eylem, Uygulama, Üreim Sanatları. Dost Kitabevi, 2008.

"Bilgin Cehalet": Bourdıeu 
Site Haritası
© Copyright 2020 Tüm hakları saklıdır. Homopsychologicus Psikoterapi ve Psikolojik Danışmanlık
Designed & Developed by Art Web ® Tasarım ve Yazılım Hizmetleri