Ad ve Soyad :
E-Posta :
Telefon :
   

Emil Michel Cioran Kimdir?

Sözün Körelmesi

Emil Michel Cioran Kimdir?

 

Fransızca yazar Romen deneme yazarı ve ahlakçısı Emil Michel Cioran 8 Nisan 1911'de Rasinari'de (Romanya) doğdu. On yedi yaşında Bükreş Üniversitesi Felsefe Bölümü'ne girdi. Lisansını Bergson üzerine hazırladığı bir tezle aldı. 1934'te Bükreş'te yayımlanan ilk kitabı Sur les cimes du desespoir ("Ümitsizliğin Doruklarında") kendisinin de kabul ettiği gibi, sonradan Romence ve Fransızca yazdığı her şeyin özünü barındırır. Hayatın trajik boyutundan habersiz olmakla suçladığı Bergsonculuk'tan o dönemde koptu. 1937'de, dini bir krizin ürünü olan ve tartışmalar yaratan kitabı Des larmes et des sainıs ("Gözyaşları ve Azizler Üzerine") yayımlandı. Aynı yıl, Bükreş Fransız Enstitüsü'nden bir burs alarak Paris'e gitti ve orada yaşamaya başladı. 

1947'de Fransızca yazdığı ve Fransa'da yayımlanan ilk kitabı olan Precis de decomposiıion'u (1949) (''Ayrışmanın Kitabı") şu eserleri izledi (başlıcaları): Syllogismes de l'amerıume, 1952 (Burukluk, Metis Yayınlan, 1993); La Tentation d'exisrer, 1956 ("Varolma Eğilimi"); Histoire et Utopie, 1960 ('Tarih ve Ütopya"); La  Chute dans le temps, 1965 ("Zamanda Düşüş"); De l'inconvenient d'etre ne, 19-73 ("Doğmuş Olmanın Mahzuru Üzerine"); Aveux et Anathemes. 1981 ("İtiraflar ve Aforozlar"). 


Sözün Körelmesi 


Kararsızların okulunda yetişip parça ile ize tapan bizler, yalnızca vakaların önem taşıdığı klinik bir zamana aidiz. Bir yazarın sustuklarının, söylemiş olabileceklerinin, sessiz derinliklerinin üzerine eğiliriz. Bir eser bırakırsa, kendini izah ederse, tarafımızdan unutulmayı teminat altına almış olur. 
Gerçekleşmemiş sanatçının sihri... hayal kırıklıklarının dinmesine ses çıkarmayan, onlara meyva verdirmeyi bilmeyen bir mağlubun... 
• 
Heyecan kaynaklarımız olan ve zarfların kalitesi ya da sıfatların yerinde kullanılmışlığını incelemek için yeniden okuduğumuz onca sayfa, onca kitap! 
*
Ahmaklıkta, daha iyi yönlendirilmiş olsa şaheserleri külliyen birkaç misline çıkartabilecek bir ciddiyet vardır. 
• 
Kendimiz hakkındaki şüphelerimiz olmasa, kuşkuculuğumuz hükümsüzleşir, genel geçer endişe, felsefi doktrin olurdu. 
• 
"Hakikatler"... artık onların yükünü çekmek istemiyoruz, ne de onlara kanmak veya suç otağı olmak... Bir virgül için ölünen bir dünya düşlüyorum. 
• 
İnceliklerinden dolayı ötekilerin dehasının gölgesinde yaşayan ve dehaları olmasından çekinerek kendi dehalarından yan çizen tali kafaları (başta Joubet'i) o kadar seviyorum ki! 
• 
Moliere, uçurumuna çekilmiş olsaydı, Pascal -kendisininkiyle- bir gazeteci gibi görünürdü. 
• 
Kesinliklerle, hiçbir üsluba varılmaz: iyi söyleme tasası, bir imanın içinde uykuya dalamayanlara vergidir. Sağlam bir dayanak noksanlığından, kelimelere -gerçeklik benzerlerine- sarılırlar; halbuki ötekiler, kanaatlerinden aldıklan kuvvetle, bu görünümü horlar ve irticalin rahatlığında keyif çatarlar. 

Aşka hırsa, topluma sırt çevirenlerden kendinizi sakınınız. Vazgeçmiş olmanın intikamını alacaklardır. 

Fikirler tarihi, yalnızların kininin tarihidir. 
• 
Plutarkhos. bugün, Ratelerin Paralel Hayatları'nı yazardı.

İngiliz Romantizmi lavdanom. sürgünlük ve veremin eşsiz bir karışımı olmuştur;  Alman Romantizmi ise alkol, taşra ve intiharın. 

Bazı kafalar, Romantik Devir Alınanyası'nda bir şehirde yaşamış olmalıydılar. Tübingen ya da Heidelberg'de bir Gerard von Neval o kadar iyi tahayyül edilir ki! 

Almanların tahammülü sınır tanımaz; çılgınlıkta dahi: Nietzsche kendininkine on bir yıl dayandı, Hölderlin ise kırk. 

Modern insanın ön elitisi olan Luther, dengesizliğin her türünü göze almıştır: içinde, bir Pascal'le bir Hitler birlikte yaşıyorlardı. 

"... bir tek hakiki olan sevilmeye değerdir.” - Fransa'nın gedikIeri bundan ileri gelir; Bulanık ve Dumanlı olanı reddedişi, şiir karşıtlığı, metafizik karşıtlığı... 
Desctes'tan da fazla Boileau, bütün bir halkı bunaltmış ve dehasını hırpalamıştır. 

Cehennem- bir mahkeme zaptı kadar kesin;
Araf- Göğe imaen yapılan her şey gibi sahte;
Cennet- kurgu ve yavanlıkların sergilenmesi...
Dante'nin Üçleme'si şeytanın itibarını iade için bir Hıristiyan'ın girişmiş olduğu en yüksek çabayı teşkil eder. 

Shakespeare: bir gül ile bir baltanın buluşması... 
• 
Hayatında başarısızlığa uğramak şiire giriş yapmaktır- yeteneğin desteği olmadan. 
• 
Bir tek yüzeysel kafalar bir e incelikle yanaşırlar.
*
İntiharı haklı çıkaran sebeplerden biri olarak devlet dairelerinde düşülen müşkül durumların anılması, Hamlet'in söylemiş olduğu en derin şey gibi görünür bana. 
• 
İfade biçimleri aşınmış olduğundan, sanat, anlamsızlığa doğru, özel ve iletişimi mümkün olmayan bir evrene doğru yönelir. İster resimde olsun, ister müzik veya şiirde, anlaşılır bir titreme bize haklı olarak eskimiş veya bayağı görünür. İzleyici yakında ortadan kalkacaktı, sanat da onun peşinden gidecektir. 
Katedrallerle başlayan bir uygarlığın sonu şizofreninin kapalılığıyla gelecekmiş meğer. 

Şiirden fersah fersah uzakta olduğumuz zaman, o ani uluma İhtiyacı ile yine şiirden pay alırız - lirizmin son sahası. 
• 
Bir Raskolnikov olmak- cinayet mazereti olmadan. 

Aforizmayı sadece, kelimelerin ortasına duyulan korkuyu, o bütün kelimelerle birlikte çökme korkusunu yaşamış olanlar iş edinir. 

Varlıklara hiçbir sözcüğün köstek olmadığı çağlara, ünlemin özsözlülüğüne, sersemliğin cennetine, deyişler öncesindeki neşeli alıklığa geri dönsek ne olurdu sanki! 
• 
"Derin” olmak kolaydır: kendimizi kusurlanmızın içinde boğulmaya bırakalım yeter. 
• 
Her kelime canımı yakıyor. Halbuki çiçeklerin ölüm üzerine gevezelik dişini duymak ne tatlı olurdu! 

Üslup çeşitleri: sövgü, telgraf ve mezartaşı yazısı. 

Romantikler son intihar uzmanlarıdır. Onlardan beri baştan savma intihar edilir olmuştur... Kalitesini iyileştirmek için yeni bir çağ bunalımına büyük ihtiyacımız var. 
• 
Edebiyatı yapmacığından arındırmak, onun gerçek yüzünü görmek, felsefenin elinden zırva dilini almak kadar nazik bir iştir. Zihnin yarattıkları, ıvır zıvırın çehre değiştirmesinden mi ibaret? Ve yalnızca dile getirilmişin dışında, sırıtma veya irade yitiminde mi biraz cevher var? 
• 
Herşeyi yıktıktan sonra kendini de yıkmayan bir kitap, bizi beyhude yere azdırmış olurdu. 
• 
Dağılmış monadlar... işte temkinli hüzünlerin ve başından belli anormalliklerin sonundaki halimiz: sayıklamanın hegemonyasını ilan eden birden fazla alamet var. 
• 
Bir yazarın "kaynakları” utançlarıdır; bunu kendinde bulmayan, ya da bundan kaytaran kişi, ister istemez aşırmaya ya da eleştiriye yönelecektir. 
• 
Istırap çeken her Batılı, bankada hesabı olan bir Dostoyevski kahramanını düşündürür. 

 


Cioran, Emil Michel. "Burukluk, İstanbul: Metis Yayıncılık." (1993).

Emil Michel Cioran Kimdir?
Site Haritası
© Copyright 2020 Tüm hakları saklıdır. Homopsychologicus Psikoterapi ve Psikolojik Danışmanlık
Designed & Developed by Art Web ® Tasarım ve Yazılım Hizmetleri