Ad ve Soyad :
E-Posta :
Telefon :
   

Noam Chomsky Kimdir?

Üretici-Dönüşümsel Dilbilim Kuramı

Noam Chomsky 

 

Noam Chomsky 7 Aralık 1928'de Dr. William (Zev) Chomsky ile Elise Simonofky'nin oğlu olarak Pennsylvania eyaletinde, Philedelphia'da dünyaya geldi. Chomsky'nin ailesi 1913’te Sovyetler'den ABD'ye göçen Yahudi kökenli bir aileydi. Babası Dr. William Chomsky, Orta Çağ İbranicesi konusunda araştırmalar yapan dünyanın önde gelen İbranice gramercilerinden biri olarak tanınır. Bu alanlarla ilgili pek çok eser yayımlamıştır. Bunlardan biri de Dr. Chomsky'nin XIII. yüzyıl İbranice gramerini konu alan "David Kimhi's Hebrew Gramer" isimli incelemesidir. Noam Chomsky bu kitabı on iki yaşındayken okuyacaktır. 
Dr. William Chomsky'nin hayattaki en büyük hedefi "toplumla iyi bütünleşmiş, düşüncelerinde özgür ve bağımsız, dünyayı geliştirmek iyileştirmekle ilgili, yaşamı herkes için daha değerli ve daha anlamlı hale getirmeye hevesli bireylerin eğitilmesidir." Bu hedefinin, oğlu Noam Chomsky'de nasıl hayat bulduğunu Chomsky'yi anlattıkça göreceğiz. 

Chomsky'nin annesi Elise de bir İbranice öğretmeniydi. O kocasına oranla sosyal sorunlara karşı daha ilgili, politik duyarlılığı yüksek olan bir kadındı ve Chomsky'nin çok küçük yaşlardan itibaren politik , eylem ve hareketlere yönelmesinde onu en çok etkileyen kişilerden biri olmuştur. Noam Chomsky'nin yaşamına, yapıtlarına ve günümüzdeki konumlanışına baktığımızda onun anne ve babasının bir sentezini oluşturduğu görmezlikten gelinemez. Yani Chomsky'nin dilbilim ve politikayla tanışmasının ve bu alanlara ilerlemesinin en önemli etkeni anne babasıdır. Chomsky'nin ailesini iyi tanıyanlar, aile üyelerinin her birini olağanüstü yetenekli görüyorlardı. Daha ilk baştan itibaren Noam ile kardeşi David'in ünlü anne babasının izinden gitmesi bekleniyordu. Noam'da bu gerçekleşmiş olsa da David, anne ve babasının aksine tıp öğrenimi görmüştür. Kardeşi David'e göre daha ön planda olan Noam'ın olağanüstü yetenekli olduğu çocukluğundaki bazı olaylara ve çok genç yaşta ulaştığı konumlara bakıldıkça anlaşılabilir.1930 sonrası Dr. William Chomsky'nin sekreterliğini yapan ve bir süre sonra da onun yanında öğretmenliğe başlayan Bea Tucker ile yedi yaşındaki Noam arasında geçen şu diyalog Noam'ın zekasını ve yeteneğini göstermesi açısından oldukça ilginç ve önemlidir. Tucker yedi yaşındaki Noam ile baş başa kaldığında ona Compton's Ansiklopedisi'ni gösterip, o ciltlere hiç göz atıp atmadığı sorar. Noam'ın yanıtı "daha ancak yarısını okudum" olur. Bütün Chomsky ailesi Yahudi kültürüne özgü etkinlikler ve Yahudi sorunlarıyla, özellikle de İbrani dilinin yeniden canlandırılması ve Siyonizmle aktif bir biçimde ilgileniyorlardı. Noam Chomsky'nin diğer aile üyeleri (yani ailesinin bir sonraki halkası) çok çeşitli politik görüşlere sahipti ve çoğunluğu radikal politik hareketlere katılmışlardı. Chomsky bu ortam içinde yetişmiş ve daha çocukluktan itibaren bu çok çeşitli görüşlerle tanışma olanağı edinmiş ve bunlardan etkilenmişti. Aynı zamanda ekonomik bunalım döneminde yetişen Chomsky'yi bu dönemin sosyo-ekonomik ortamı da etkilemişti. 

İlk Eğitimi 

 

Chomsky üç yaşına girmeden hemen önce Philadelphia'da, Dewey'ci deneysel bir kurum olan Oak Lane Country Day School'a gönderildi. Oldukça özgürlükçü olan bu okulda öğrencilere serbestçe yaratma ve araştırma ortamı sağlanıyordu. Chomsky daha sonra bu anlayışı kendi eğitim sisteminde de benimseyecekti.  Chomsky bu okulda öğrencilerin birbirleriyle değil kendileriyle yarıştıklarını belirtiyor ve şunları söylüyordu; "Oak Lane'de karşılaştırma standardı notlar değil yaratıcılık olduğundan, hiçbir etkinlik bir diğerinden daha önemli görülmez ve başka yerlerde desteklenen 'sağlıklı rekabet' kavramına rağbet edilmezdi."Chomsky hayatının ilk makalesini onuncu doğum gününden kısa bir süre sonra bu özgürlükçü okulun gazetesinde yayınladı. Bu makalenin konusunu İspanya İç Savaşı'nda Barcelona'nın düşüşünü ele alan bir yorum oluşturuyordu. Chomsky'nin Oak Lane'deki öğreniminin yanı sıra aile içinde de, gayri resmi de olsa bir eğitim aldığı unutulmamalıdır. Özellikle babasının İbranice uzmanı bir dilbilimci olması ve oğlunu bu yönde eğitmesi onun aile içindeki eğitiminin ilk bölümüdür. Chomsky babasının dilbilim alanındaki pek çok çalışmasını çok küçük yaşlarda okumaktaydı. Babasıyla başlayan bu eğitim onun dilbilim alanındaki başarılarının temelini atmıştır. Chomsky on iki yaşında Oak Lane Country Day School'dan yine Philadelphia'daki Central High School'a geçti. Fakat burası Oak Lane'deki özgürlük ve yaratıcılık ortamına oranla oldukça katıydı. Okuldaki ders programı, hiyerarşiler ve değerler sistemi onun alışkanlığının üstündeydi. Chomsky'nin bu yeni okulunda kontrol disiplin ve doğrudan doktrinlerin benimsenmesi anlayışı hakimdi. 


Üretici-Dönüşümsel Dilbilim Kuramı 

 

20. yüzyılın dilbilim alanındaki kilometre taşları Saussure ve Chomsky'nin dil kuramlarıdır. Saussure, çağdaş dilbilimin öncüsü, aynı zamanda günümüzde büyük bir yaygınlık kazanmış olan yapısalcılığın babası olarak kabul edilmektedir. Chomsky ise Amerika'da L.Bloomfield'in geliştirdiği dağılımsal dilbilimin sınıflandırıcı, yapısal yaklaşımını aşarak üretici ve dönüşümsel bir anlayış getiren kişi olarak benimsenir.  

Saussure 'den kaynaklanan yapısalcılıktan sonra dilbilimde en büyük yenilik sayılan ve Chomsky'den kaynaklanan üretici-dönüşümsel  dilbilgisi anlayışında dile, değişik bir açıdan bakılmaktadır. Bu yaklaşımda dil kavramıyla "tümceler kümesi" anlatılmak istenmekte, tümce kavramıyla ise daha çok soyut bir birim anlaşılmaktadır. Bu soyut birimin konuşma ve yazma sırasında gerçekleştirilmesi ise sözce terimiyle anlatılmaktadır. Edinç ve Edim, bu yaklaşımdaki ikili kavramların en başta gelenidir. Edinç (competence); konuşan ve dinleyenin sonsuz sayıda tümce üretip anlamasını sağlayan düzenek ya da kurallar dizgesi, kısaca onun diline ilişkin bilgisidir. Edim (performance) ise, "edinç denilen dilsel yeteneğin somut nitelikli konuşma eyleminde gerçekleştirilmesi" olmaktadır. 1950 yılına doğru söz dizimde dönüşüm sorunlarını incelemeye başlayan Chomsky 1951 yılında çağdaş İbranice'nin ses yapısını inceleyen bir çalışma yaptı. Daha sonra Amerikan yapısalcılarının geliştirdiği söz dizim yöntemlerini mantıksal ve matematiksel bir bakış açısına göre değerlendirdiği iki araştırmayı sonuçlandırdı. 

Chomsky'nin amacı kurallara uygun tümceleri üretebilecek ve betimleyebilecek bir dilbilgisi oluşturmaktı. Bu dönemde öncelikle iki dilbilgisinin eleştirisini yapar, ardından da yeni bir dilbilgisi örnekçesi sunar. Bunlardan biri Rus matematikçisi Markov'un geliştirdiği "sonlu sayılı durumlar dilbilgisi" kuramıdır. Chomsky'e göre, tümcelerin bazı çizgisel gelişmelerini açıklayan bu örnekçe bütün söz dizimsel yapı çeşitlerini üretebilecek yeterlilikte değildir. Chomsky'nin eleştirdiği diğer kuramıysa özellikle Z. Harris'in ve R.S.Wells'in geliştirdiği "kurucular dilbilgisi"dir. Söz dizimsel kurallara dayanan bu yöntemi de bazı açılardan yetersiz bulan Chomsky "dönüşümsel dilbilgisi" adını verdiği kuramını ortaya koyar. Chomsky bu kuramında dönüşüm kavramını temel alan, betimleyici, açıklayıcı ve yalın bir dilbilgisi önerir. 

1957'de yayımladığı söz dizimsel yapılar adlı yapıtında İngilizce'ye uygulayarak açıkladığı bu dilbilim kuralının amaçlarını Chomsky şu şekilde ortaya koymuştur:"Bu kuram her konuşucunun, bilmediği, işitmediği ya da söylemediği tümceleri üretebilme ve anlayabilme yeteneğini ortaya koyabilmelidir. Demek ki önce konuşucunun dil konusundaki örtük, sezgisel bilgisi incelenmelidir. Bunun için de çözümlenecek dilin tümcelerini betimlemeyi sağlayan bir düzenek (bir dilbilgisi) oluşturmak gerekir." 

Dilin söz dizim boyutunu temel alan Syntactic Structures (Sözdizimsel Yapılar) adlı yapıtında, Chomsky özellikle dilbilgisellik ve yaratıcılık kavramlarını getirir. Bu iki kavram, doğal dillerinin yapısı üstüne genel bir varsayımdır. Her konuşucunun, kendi dilinin yapısı konusunda bir sezgisi vardır; bu sezgi konuşucuya dilbilgisel tümceleri (dilin tümce yapısına uygun olarak üretilmiş tümceler) dil bilgisel tümcelerden ayırt etme olanağı sağlar (dilbilgisellik). Konuşucu, dil konusundaki bu sonlu deneyimle daha önce işitmediği tümceleri (kurallara uygun) sonsuz sayıda üretebilir (yaratıcılık). Chomsky kuramının önemli noktalarından biri, dilbilgisine uygun tümcelerle dilbilgisine aykırı tümceleri birbirinden ayırmaktır. Temel amaç dilbilgisine uygun tümcelerin yapısını belirlemektir. Dilbilgisel ama anlamsız tümcelere ChoınSky 'nin İngilizceden verdiği ünlü örneklerden biri "colorless green ideas sleep furiously"dir. Chomsky'e göre sözdizime dayalı bu dilbilgisi değişik kuralların geçerli olduğu üç bölümden oluşur. Bu bölümlerden ilki "dizimsel kurallar"dır. Bu kurallar tümceleri değil, soyut yapıları üreten kurallardır. İkinci bölüm "dönüşümsel kurallar"dan oluşur. Bu kurallar da dizimsel kuralların ürettiği soyut yapılan yeni yapılara, bir başka deyişle tümcelere dönüştürür. Son olarak üçüncü bölümse "biçimbilimsel sesbilimsel kurallar" olarak adlandırılır. Bu bölümde dönüşümlerin yarattığı tümcelerin biçim birimlerine uygulanan sesbilimsel kurallarla tümceler gerçekleşme aşamasına gelir. Chomsky dönüşümsel kurallarla ilgili olarak iki çeşit dönüşüm ayırt eder: 

a) Zorunlu Dönüşümler: Uygulanması zorunlu dönüşümlerdir bunlar; dizimsel kuralların uygulanması ve zorunlu dönüşümlerin gerçekleştirilmesi sonucunda temel oluşturucularına indirgenmiş "çekirdek tümce" denen soyut yapı ortaya çıkar. 

b) Seçimlik Dönüşümler: Türemiş diye adlandırılan tümcelerin oluşturulmasını sağlayan dönüşümlerdir.


Chomsky Syntactic Structures adlı yapıtında vermeye başladığı kuramını 1965 'te Aspects of the Theory of Sentax (Sözdizim Kuramının Görünüşleri) adlı yapıtında geliştirerek vermeye devam etmiştir. Bu yapıtında daha önceki yapıtında bulunmayan bazı kavram ve ilkeleri, bazı ikilikleri ortaya attı. Bunların başında edinç/edim; derin yapı/ yüzeysel yapı kavramları ve dilbilgisinin üç bileşeni geliyordu. 

Edinç/edim: Edinç, konuşucu-dinleyicinin kendi dili konusundaki sezgisel bilgisidir. Her insan beyninde gücül bir biçimde var olan, doğuştan gelen bir dilbilgisel dizgedir. Edimse edinç diye adlandırılan örtük dil bilgisel dizgenin değişik biçimlerde somut olarak gerçekleşmesidir. Chomsky dil bilgisini, edinci inceleyen üretici, evrensel bir kuram olarak ele alır. Çünkü onun için önemli olan konuşan öznenin yaratıcılığını açıklamak, söylenmemiş tümceleri anlama ve üretme yeteneğini ortaya koymaktır. 

Derin yapı-yüzeysel yapı: Derin yapılar, söz dizimsel kurallarla elde edilen sözcelerin anlamsal içeriklerini belirleyen soyut tümce yapılandır. Dönüşüm kurallarının uygulanmadığı yapılardır bunlar. Yüzeysel yapılarsa, derin yapıların dönüşüm denilen işlemlerle (silme, ekleme, değiştirme vb.) bir üst katmana, daha az soyut bir düzleme aktarılması sonucu doğar. Dönüşümler derin yapı ile yüzeysel yapının ayırt edilmesini sağlarken, anlama bir şey katmazlar; yalnızca derin yapıyı düzenler ve onun yüzeysel yapıya aktarırlar.

 Üç bileşen: Chomsky üç bileşenden oluşan bir dilbilgisi önerir.

1) Sözdizimsel bileşen: Bir dilde bulunabilecek dil bilgisel tümceleri tanımlayan kurallar dizgesidir.

2) Anlamsal bileşen: Sözdizimsel bileşenin ürettiği derin yapı biçimlerini anlamsal açıdan yorumlayan kurallar dizgesidir. 

3) Ses bilimsel ya da ses bilgisel bileşen: Söz dizimsel bileşenin ürettilişi, tümceleri ses dizilişleri biçiminde gerçekleştiren kurallar dizgesidir.
 
Bütün bunlar Chomsky'nin üretici-dönüşümsel dilbilim kuramının ana hatlarıydı. Chomsky dili, doğuştan gelen evrensel bir yeteneğin ürünü olarak değerlendirir. Ona göre, dil üzerine geliştirdiği düşünceler, 17. yüzyıl usçu filozoflarının dil anlayışıyla yakınlık içindedir. Chomsky'nin dilbilim alanındaki diğer çalışmalarını kartezyen dilbilim, Descartes'in yaratıcılık kavramı ve von Humboldt dilbilim kuramı oluşturuyordu. Chomsky Descartes'in mekanik açıklamanın sınırlarını incelerken, "insanın yalnızca mekanik temellerle açıklanamayacak, benzersiz yeteneklere sahip olduğu, ancak bedensel işlev ve davranışların mekanik açıklamalarının bulunduğu sonucuna vardığına" dikkat çekmektedir. Descarts'a göre insan ile hayvan arasındaki fark en açık biçimde insanların kullandığı dilde, özellikle de önceleri yaratıcılık olarak adlandırılan olguda görülmektedir. Descartes buna örnek olarak, makinenin uyarılar karşısında konuşma becerisinin sınırlı oluşunu gösterir. Kendisine yönelik belirli hareketlere belirli yanıtlar verecek bir makinenin yapılabileceğini hayal etse de, "konuşmalarını çeşitli biçimlerde düzenlediği, insanların en cahilinin bile yapabileceği gibi, makinenin söylenen her şeye uygun cevaplar verdiği hiç görülmez. Ancak insan, makinenin aksine, belirli biçimlerde hareket etmeye zorlanamaz ya "yönlendirilir", ya da "eğilimlidir." Chomsky işte bu nedenle şöyle demektedir: "Belirli bir çerçevede davranışlar öngörülebilir ve yine belli sınırlar içinde bir motivasyon teorisi oluşturulabilir; ancak tüm bu çabalar asıl önemli olan noktayı atlar. Kişi, fiziksel sınırlar içinde, belki zararlı ve hatta intihar sayılabilecek biçimde, başka türlü davranmayı seçmiş olabilir. Bu nedenle, insan davranışlarını ya da motivasyonunu öğrenmek üzere hazırlanmış teoriler kendi koşullarında başarılı kabul edilse bile, bunlar ciddi davranış teorileri sayılamaz. İnsan hareketleri tutarlı ve uygun olmakla birlikte, görünümde nedensizdir. Kartezyenlerin, bizim sağduyu anlayışımıza pek uygun olan düalist (ikici) metafiziğinin özünde de, işte bu kaygılar yatar. Öte yandan, "bizim sağduyumuza" uygunluğuna rağmen, düalist kartezyen metafizik tarafından ileri sürülen savların çoğu kuşkuludur. Ama, çökenin kartezyen madde teorisi olduğunu 
unutmamak önemlidir: akıl teorisi bir eleştiri almamıştır.

18. ve 19. yüzyıllarda dil ve toplum ilişkisi üzerinde duran devlet adamı, düşünür ve dilci olan W. Jon Humboldt, dilin gelişmesini toplumda olan değişmeler, kültür ve düşünce alanındaki gelişmelerle açıklamaktadır. Toplumda olan değişmeler ise tek yönde olmaz. Toplumun bütün dalları birbirine bağlıdır. Bir yönde olan değişmeler, öteki yönleri de etkiler. Bir başka deyişle "toplumun bütün dalları birbirine bağlı olarak değişir."

Humboldt, Chomsky'nin dilbilim konulu çalışmaları ve uygun toplumsal yapının kuruluşu konusundaki önerileri için bir başka bağlam sunar. Humboldt, kartezyen bakış açısı olarak nitelendirilebilecek bir açıdan, insan dilinin yaratıcı yönlerine odaklanır. Dilin yalnızca işlevsel bir iletişim biçiminden öte, düşünce ve kendi kendini ifade biçimi olduğunu kabul eder. Humboldt şöyle der: "Dilin, doğrudan insanoğluna verilmiş olduğunun düşünülmesi gerekir… Eğer ilk örnekleri insan aklında mevcut olmasaydı, dil icat edilemez ya da bulunamazdı. İnsanın, tek bir sözcüğü bile, yalnızca duyuların uyarılması şeklinde (hayvanın bir emri ya da kırbaç şaklamasını anladığı gibi) değil de, bir kavramı belirleyen tasarlanmış bir ses olarak doğru anlaması için, içinde dilin bütününün, bütün bağlantılarıyla beraber hazır bulunması gerekir. Dilin tek tek ayrı gerçekleri yoktur. Öğelerinden her biri kendini bir bütünün parçası olarak duyurur. Dilbilimde üretici bir yaklaşım benimseyen von Humboldt, Chomsky'nin deyişiyle söz haznesinin "belirli durumlara uygun parçaları üretecek bazı düzenleyici üretici ilkelere dayandığını" öne sürer. Üretici-dönüşümsel dilbilgisi anlayışı, 1957'den sonra dilbilim alanında pek çok kabul görmüştür. Öte yandan dilin yine bağdaşık bir dizge olarak ele alınmasının ötesinde bu yaklaşım, dil dizgesini toplumsal bağlamdan soyutlayarak incelediği gerekçesiyle eleştirilmektedir. 

Chomsky'nin sözdizim düzlemindeki en önemli katkısı, dil ile zihin ilişkisine dikkati çekmesidir. Türkçesi de yayımlanan "Dil ve Zihin" adlı kitabında, "insan dilinin insanın zihinsel yeteneklerini, özelliklerini doğrudan yansıtması ve öteki bilgi ve inanç dizgelerinde olmadığı ölçüde zihnin dolaysız aynası olması beklenebilir" diyerek bu konuya verdiği önemi belirtmektedir. Chomsky'nin bu düşünceleri onu bütün insan dillerinin temelinde bulunan bir evrensel dilbilgisi (universal grammar) arayışına yöneltmiştir. 

 


Rigel, N., Batuş, G., Yücedoğan, G., & Çoban, B. (2005). Kadife Karanlık. İstanbul: Su Yayınevi.

Noam Chomsky Kimdir?
Site Haritası
© Copyright 2020 Tüm hakları saklıdır. Homopsychologicus Psikoterapi ve Psikolojik Danışmanlık
Designed & Developed by Art Web ® Tasarım ve Yazılım Hizmetleri