Ad ve Soyad :
E-Posta :
Telefon :
   

Turgut Uyar Kimdir?

Durursa Anlaşılır Saatin Kaç Olduğu

Turgut Uyar Kimdir?


Turgut Uyar (1927-1985) Ankara'da doğdu. İstanbul'daki ilköğreniminden sonra, Konya Askeri Okulu, Bursa Işıklar Askeri Lisesi ve Askeri Memurlar okulunu bitirip Posof, Terme ve Ankara'da personel subayı olarak görev yaptı. 1958'de askerlikten ayrılarak Türkiye Selüloz ve Kağıt Sanayi'nin Ankara şubesinde çalışmaya başladı. Emekliliğinden sonra İstanbul'a yerleşti. 
İkinci Yeni'nin, Edip Cansever ve Cemal Süreya ile birlikte öncü şairlerinden olan Turgut Uyar, hece ölçüsüyle yazdığı ve toplumsal konuları işleyen ilk iki kitabından (Arz-ı Hal, 1949; Türkiyem, 1952) sonra, Dünyanın En Güzel Arabistanı'yla (1959) bireyin iç dünyası, yalnızlığı ve açmazını eksen tutan bir yaklaşımla, dilde ve duyarlıkta yeni imkanları zorlayan bir şiirin peşinde oldu. Tütünler Islak (1962) ve Her Pazartesi'de (1968) koruduğu bu çizgiyi, Divan'la (1970) geleneksel şiirin kalıplarına, Toplandılar (1974) ve Kayayı Delen İncir'le (1982) söz konusu dönemde yaşanan sınıfsal mücadelenin yansımalarına açtı. Abdülhak Hamit Tarhan ve Yahya Kemal Beyatlı'dan Oktay Rifat ve Metin Eloğlu'na, tek şiirden yola çıkarak bir dizi şairi incelediği Bir Şiirden (1983) adlı bir de inceleme kitabı bulunan Turgut Uyar'ın, Tütünler Islak ile 1963 Yeditepe Şiir Armağanı; Kayayı Delen İncir İle 1982 Behçet Necatigil Şiir Ödülü; ve Büyük Saat (1994) ile Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü vardır. 

 

Açıklamalar

I

Durursa anlaşılır saatin kaç olduğu
Ürkek yürek bütün geçmişi kabulleniyor.
Ve kazmaların ve garların hiç uyumadığını
Hiç uyumadığını alkolün
Çiçeklerin ve tuzun
Gemilerin ve Çinde ve Büyük Britanyada ve Bilmem bu gerinmeler, bu büyük yürek çarpıntısı 
Bu sakallı adamlar dağlardaki
Birden farkına vardığımız güzelliği dünyanın Güzelim
Galiba sonundayız uykumuzun. 

II

Benim vaktim bir terliğin vaktidir 
Onursuz. Ayakta. Ve kullanılan
Ve Fatih yangınında, ev yanarken 
Konsolun altından kaçırmış babam 
Ziller çalınır, ormanlar uğuldar, pencerelerde 
Kesik saçlı çocuklar bakışırlar ve
Ateşle, anıyla, kedilerle. 
Karmaşık ve
Suyla geliştirmişti onu babam 
Ben bir zincir kıranını. 
Eylemsiz
Kışlara ve suikastlere yatkın yaradılışım 
Aşklara ve düzene ve dükkansızlığa ve Bir terzi kadar hırçınım hazan. 

III

İçinde sizin de olduğunuz gece
Sonsuz bir kaynaktır, bir çizgiye 
Köprüleri ayakta tutan güç ve 
Dükkanları işleten, gizlice 
Babaları onurlu kılan ve gizlice 
Ve anaları mutlu kılan gizlice 
Kompresörleri ve yollan uygulayan biribirine 
Adanılan çıkaran koskoca iskelelere 
Nüfus sayımlarına, ateşböceklerine
Suya ve ateşe doğru o gem almaz düşünce 
Ey o büyük düşünce!.. 
Size bağlı değildir... 

IV 

Ben oturmaya geldiğimi sanırdım. 
Hoş geldim. 
Ve İstanbul dolaylarında, birtakım odalarda 
Güllerin ve ayazmaların ve savaşların 
Birbirine karıştığı ceviz ağaçlarında 
Ve sanırdım saçların kendiliğinden Köpüren biralar gibi ağardığı 
Akşamüstleri
Bulvar kahvelerinde. 

Geceyi kimlerin böldüğünü
Uzun saçlı aldanışların böldüğünü 
Ve büyülü bayramların böldüğünü 
Çoğu zaman çiçeklerle ve çoğu zaman gülücüklerle kutlanan 
Ve ben patlak gözlü mübaşirlerin 
Mutsuzluğunu sanırdım evlerinde
Ve bazılarının sırf bu yüzden öldüğünü 
Ve kendi askerlerimiz
Sınırlarda ve oralardayken
Kaputları ve postalları kendiliğinden 
Sekiz düğmeli ve sırım bağlı sanırdım 
Ve çocuklar hiç umulmazken
Hiç hiç umulmazken 
Yapılan bir şeydi gündüzümüz ve 
Gecemiz isteğimizce kullanılmazken
Ve biz bir şeye katılırken.
Yüzüm küçük, ufak, öyle sanırdım.
Böyle, hep böyle durmaya geldiğimi sanırdım 
Dağlara sürerken yeşilliği ilkyaz 
Çocukların sakalları çıkmaya başlarken 
Bando mızıkalar çalınırken
Her şeyin yapılmasına katılırdım
Biraz hüzünlü, biraz şaşkın, biraz şen
Her şeyin yapılmasına katıldığımı sanırdım. 
Sonra gece. 
Sonra yanlışlığım. 
Sonra alerji Yani kurdeşen. 

 


Geyikli Gece

Halbuki korkulacak hiçbir şey yoktu ortalıkta
Her şey naylondandı o kadar
Ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı.
Ama geyikli geceyi bulmadan önce
Hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk.
Geyikli geceyi hep bilmelisiniz
Yeşil ve yabani uzak ormanlarda
Güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan
Hepimizi vakitten kurtaracak
Bir yandan toprağı sürdük
Bir yandan kaybolduk
Gladyatörlerden ve dişlilerden
Ve büyük şehirlerden
Gizleyerek yahut döğüşerek
Geyikli geceyi kurtardık
Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı
Üç ev görsek bir şehir sanıyorduk
Üç güvercin görsek Meksika geliyordu aklımıza
Caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları
Kadınların kocalarını aramasını seviyorduk
Sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz
Bilir bilmez geyikli gece yüzünden
        "Geyikli gecenin arkası ağaç
          Ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü
          Çatal boynuzlarında soğuk ayışığı"
İster istemez aşkları hatırlatır
Eskiden güzel kadınlar ve aşklar olmuş
Şimdi de var biliyorum
Bir seviniyorum düşündükçe bilseniz
Dağlarda geyikli gecelerin en güzeli
Hiçbir şey umurumda değil diyorum
Aşktan ve umuttan başka
Bir anda üç kadeh ve üç yeni şarkı
Belleğimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor.
Biliyorum gemiler götüremez
Neonlar ve teoriler ısıtamaz yanını yöresini
Örneğin Manastır'da oturur içerdik iki kişi
Ya da yatakta sevişirdik bir kadın bir erkek
Öpüşlerimiz gitgide ısınırdı
Koltukaltlarımız gitgide tatlı gelirdi
Geyikli gecenin karanlığında
Aldatıldığımız önemli değildi yoksa
Herkesin unuttuğunu biz hatırlamasak
Gümüş semaverleri ve eski şeyleri
Salt yadsımak için sevmiyorduk
Kötüydük de ondan mı diyeceksiniz
Ne iyiydik ne kötüydük
Durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa
Başta ve sonda ayrı olduğumuzdandı
Ama ne varsa geyikli gecede idi
Bir bilseniz avuçlarınız terlerdi heyecandan
Bir bakıyorduk akşam oluyordu kaldırımlarda
Kesme avizelerde ve çıplak kadın omuzlarında
Büyük otellerin önünde garipsiyorduk
Çaresizliğimiz böylesine kolaydı işte
Hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız
Örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk
Yahut bir adam bıçaklasak
Yahut sokaklara tükürsek
Ama en iyisi çeker giderdik
Gider geyikli gecede uyurduk
        "Geyiğin gözleri pırıl pırıl gecede
          İmdat ateşleri gibi ürkek telâşlı
          Sultan hançerleri gibi ayışığında
          Bir yanında üstüste üstüste kayalar
          Öbür yanında ben"
Ama siz zavallısınız ben de zavallıyım
Eskimiş şeylerle avunamıyoruz
Domino taşları ve soğuk ikindiler
Çiçekli elbiseleriyle yabancı kalabalık
Gölgemiz tortop ayakucumuzda
Sevinsek de sonunu biliyoruz
Borçları kefilleri ve bonoları unutuyorum
İkramiyeler bensiz çekiliyor dünyada
Daha ilk oturumda suçsuz çıkıyorum
Oturup esmer bir kadını kendim için yıkıyorum
İyice kurulamıyorum saçlarını
Bir bardak şarabı kendim için içiyorum
        "Halbuki geyikli gece ormanda
          Keskin mavi ve hışırtılı
          Geyikli geceye geçiyorum"
Uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum.

 

 

Uyar, Turgut. Büyük saat: bütün şiirleri. Vol. 155. YKY, 2002.

Turgut Uyar Kimdir?
Site Haritası
© Copyright 2020 Tüm hakları saklıdır. Homopsychologicus Psikoterapi ve Psikolojik Danışmanlık
Designed & Developed by Art Web ® Tasarım ve Yazılım Hizmetleri