Ad ve Soyad :
E-Posta :
Telefon :
   

Joseph Fiennes önsözüyle,

William Shakespeare Kimdir?

 

Joseph Fiennes önsözüyle,
 
Peki William Shakespeare kimdir? Bu konuda akademisyenlerin sayısı kadar teori, uzmanların sayısı kadar da fikir ayrılığı var. Aşık Shakespeare filminde onu canlandırdığım role hazırlanırken başlangıç noktam, Shakespeare’in etrafındaki insanların özelliklerini tıpkı sünger gibi içine çeken müthiş gözlemciliğiydi. İşin anahtarı Will Shakespeare’in “sokaktaki adam” olmasıydı: Siyasi görüşleri geniş kapsamlıydı; dini konularda tarafsızdı; cinsellik söz konusu olduğunda her görüşe oturtabilirdiniz onu. Sokaktaki çocuktan krala kadar herkesle anlaşabilirdi ve yarattığı karakterlerle benzer sorunlara sahipti. Şüphelerinin ve çelişkilerinin farkında oluşu onu tam anlamıyla insan yapıyordu. En sevdiğim monologlardan biri Size Nasıl Geliyorsa oyunundaki “İnsanın Yedi Evresi”dir; Shakespeare burada mızıldanan bebekten aşığa, askerlik ve bilgelikten ikinci çocukluğa kadar ömür boyu geçirdiğimiz evreleri taasvir eder. Onun külliyatı sanki kendi hayatının evrelerini yansıtır: Romeo ve Juliet’teki canlı dizelerden Kısasa Kısas’taki nispeten zorlu döneme, oradan da Hamlet’teki bunalımlı adama ve Fırtına’daki coşku ve aşkınlığa... Sanatçının hayatı insan kırılganlığını sıradışı bir şekilde yansıtan olağanüstü güzellikteki eserlerinde, tıpkı Rembrandt’ın otoportrelerinin kronolojik olarak sergilenmesi gibi, gözler önüne seriliyor. Elizabeth döneminden bugüne kadar gerçekleşen tüm teknolojik gelişime rağmen Shakespeare’in kaleme aldığı insanlık halleri geçerliliğini korumaya devam ediyor. Hala aşık oluyor, öfkeye kapılıyor, açgözlü davranıyoruz; hala ya zenginliğe önem veriyor ya bağnazlık ediyor ya da maneviyat arıyoruz. Karşımızda insanlığın tüm acılarını anladığı gibi, hayatı, mizahı ve eğlenceyi de sevmiş biri var. Daha yalın bir ifadeyle, Shakespeare gelmiş geçmiş en büyük edebiyatçı hümanistlerden biri. Globe Tiyatrosu sessizliğe büründü. Aralarında lordların, zarif hanımların, kibar beylerin, tüccarların, denizcilerin, avukatların, hizmetçilerin, uşakların, öğrencilerin, hayat kadınlarının, kerhane sahipleri ve dilencilerin olduğu, birçoğunu sadece bir kuruş karşılığında ayakta dikilenlerin oluşturduğu üç bin kişilik kalabalık, yeni bir oyunu bir bahar vakti gün ışığı altında izliyor. Richard Burbage sahneye Kral Lear olarak giriyor. Kollarında genç bir erkek oyuncunun canlandırdığı kızı Cordelia var. Burbage büyülü sessizliği bir saat kadar önce bir delilik nöbetinde kopardığı çığlıktan daha acılı bir kederle bölüyor. Çok sevgili Cordelia’sı “toprak kadar ölü”. İngiliz tiyatrosunda bu kadar kasvetli bir sahne görülmemişti. Oyunun 42 yaşındaki yazarı William Shakespeare hikayenin önceki uyarlamalarından tamamen farklı olarak, cesur bir kararla Cordelia’nın ölümüne izin vermişti. Böylelikle varoluşun doğasına dair ciddi sorular sorulmasını ve Kral Lear’ın her sahnelenişinde bu soruların tekrarlanmasını sağlamıştı. Kral Lear Shakespeare’in tartışmasız en iyi ve insanlık tarihinin en üstün sanatsal başarılarından biri. Fakat Shakespeare kimdi ve böylesine cesur, radikal ve sorgulayıcı bir bakış açısını nasıl edinmişti? Yanlış yönlendirilmiş bir yığın insan, Stratfordupon Avonlu William Shakespeare’in kendisine atfedilen eserleri yazmadığını ispatlamaya adadı hayatını. Onları kimin yazdığını ortaya çıkarmaya yönelik tuhaf araştırmalar 18. yüzyılın sonlarına doğru başladı; bir aristokratın ya da üniversite eğitimi almış birinin bunu yapmış olabileceği söylendi. Shakespeare hakkında çok az şey bilindiğini kolaylıkla söyleyebiliriz. Hayat hikayesinde karşılaştığımız bu kaçınılmaz boşlukların dışında elimizde belgelenmiş bilgiler de var. İşte o belgeler ışığında bildiklerimiz şöyle: William Shakespeare 26 Nisan 1564’te yaklaşık 1800 kişinin yaşadığı müreffeh bir pazar kasabası olan Stratfordupon Avon’da bulunan Holy Trinity Kilisesi’nde vaftiz edilir. 1557’de evlenen William John Shakespeare (1530-1601) ile Mary Arden (ö. 1608) çiftinin üçüncü çocuğu olan William’ın ablaları Joan (d. 1558) ve Margaret (1562-63) bebekken ölürler. Erkek kardeşi Gilbert 1566’da (ö.1612), bir diğer Joan 1569’da (ö. 1646), Anne 1571’de (ö. 1579), Richard 1574’te (ö. 1613) ve bir oyuncu olan en küçük kardeşi Edmund 1580’de (ö. 1607) doğar. Bir eldiven üreticisi, tabakçı ve beyaz kösele tüccarı olan John Shakespeare aynı zamanda belediye meclisi üyesidir. 1561-1563 yıllarında belediyede mülk ve finans işlerinden sorumlu olan baba Shakespeare 1568’de en üst mevki olan kral temsilciliğine atanır. Bu görevi sırasında Stratford’ta ilk kez, Kraliçe’nin Adamları ve Worcester Kontu’nun Adamları adında iki oyun kumpanyası sahne alır. John Shakespeare yasadışı yün ticareti yaptığı ve kredilerine yüksek faiz işlettiği için hakkında soruşturma açılmasına rağmen 1571’de Belediye Meclisi Başkanlığı’na seçilir, bir yandan da kral temsilcisi yardımcılığı ve sulh hakimliği yapar. 1596’da kazandığı hanedan armasıyla resmen yüksek tabakaya girer. Aile armasına simge olarak Nonsanz Droict (Doğru Olmaksızın Asla) yazdırır. 28 Kasım 1582’de John’un oğlu William civardaki Shottery köyünden Anne Hathaway’le (1555-1623) Worcester Piskoposu’nun özel izniyle evlenir, çünkü Anne halihazırda üç aylık hamiledir. Önce kızları Susanna (1583-1649), iki yıl sonra da ikiz kardeşler Hamnet (ö. 1596) ile Judith (ö. 1662) dünyaya gelir. 


Shakespeare’in 1585-92 yılları arasındaki, “kayıp yıllar” olarak da nitelenen hayatına dair yazılı bir kaynak mevcut değil. Yazarın yeniden ortaya çıkışı 1592’de, popüler bir yazar olan Robert Greene’in (1558-92) sözde ölüm döşeğinde kaleme aldığı (kaynağı tartışmalı) bir kitapla olur. Kitapta Shakespeare’in kendini “ülkede sahneleri sallayabilen tek oyun yazarı” olarak gören “yeni yetme bir karga” olduğu yazar. O sıralar Shakespeare’in VI. Henry dönemi üzerine yazdığı üç oyun büyük başarı kazanmış olduğundan, yapılan gönderme mesleki bir kıskançlığı yansıtır gibidir. Yazarın adı ilk kez bir sonraki yıl, oyun yazarı arkadaşı Christopher Marlowe’un da öldürüldüğü 1593’te Venüs ile Adonis adlı erotik bir şiir kitabının kapağında görünür. Bu kitap da, tıpkı 1594’teki Lucrece’e Tecavüz gibi, Southampton’ın üçüncü Kontu Henry Wriothesley’ye (1573-1624) adanmıştır. Her iki şiir de 1616’ya kadar birçok kez basılır ve yaşarken Shakespeare’in en başarılı eserleri arasında yer alırlar. Shakespeare’in oyun yazarı olarak mesleki kariyeri profesyonel tiyatronun yükselişine denk gelir. Oyun sahnelemek için tasarlanan ilk önemli yapı 1576’da Londra, Shoreditch’te James Burbage (1531-97) tarafından inşa edilir. Burbage’in oğlu Richard (1568-1619) sonrasında Shakespeare’in en önemli oyuncusu ve diğer rollerin yanı sıra III. Richard, Hamlet, Othello ve Lear’ı oynayan ilk kişidir. 1595’te Shakespeare, Lord Chamberlain’in Adamları kumpanyasında ödeme yapılacaklar listesine eklenir ki bu da onun şirketin ortaklarından biri olduğunu göstermektedir. Kraliçe I. Elizabeth’in (1533¬1603) önünde sahneye çıkmadıkları zamanlarda kumpanya, sözleşmelerinin dolduğu 1597 yılına kadar oyunlarını Tiyatro’da oynar. Aynı yılın baharında Shakespeare, Stratfordupon-Avon’da Yeni Mesken adını verdiği büyük bir ev satın alır. (Tam olarak ne kadar ödediğini bilmesek de sıklıkla bahsedildiği gibi 60 sterlin olması gerek, çünkü o yıllarda Stratford’ta bir okul müdürünün yıllık geliri yaklaşık 20 sterlin kadardı, dolayısıyla eve 120 sterlin civarında bir para ödemiş olmalı.) Aynı yıl Tiyatro’nun keresteleri Thames Nehri’nin güney yakasına taşınarak Globe Tiyatrosu’nun inşasında kullanılır. İnşaatın tamamlandığı 1599 yılına kadar Lord Chamberlain’in Adamları oyunlarını nehrin kuzeyindeki Curtain Tiyatrosu’nda sahneler. Veba salgını yüzünden tiyatrolar kapatıldığında kumpanyalar taşraya turneler düzenler. 1597 yılında Londra, Bishopsgate’te yaşadığı sırada Shakespeare’in adı vergisini ödemeyenler listesindedir, 1598 yılında da bu durum değişmez. Shakespeare’le alakalı günümüze ulaşan tek mektup da aynı yıla aittir. Richard Quiney (1577 öncesi - 1602) adında Stratfordlu bir adam tarafından kaleme alınan bu mektupta, Stratfordlular adına 30 sterlin borç istenmektedir. Shakespeare’in parayı verip vermediğini bilmiyoruz. Yine aynı yıl edebiyat tarihçisi ve rahip Francis Meres (1565-1647) Shakespeare’i onun en sevdiği yazar olan Ovidius’la kıyaslar ve hala kayıp olan Love’s Labour’s Won (Aşkın Çabası Galip Geldi) da dahil olmak üzere oyunlarının on ikisinden “özel arkadaşları arasında tatlı soneler” diye övgüyle bahseder. 1599 civarında William Scott Bir Şiir Modeli başlıklı bitirme tezinde, Shakespeare üzerine kısa ama bilinen en erken edebi eleştiriyi sunar. Scott, yazarından bahsetmeden Lucrece’e Tecavüz ve II. Richard’dan alıntılar yapar. Essex Kontu tarafından hükümdara karşı gerçekleştirilen başarısız bir başkaldırı girişimine sahne olur. Kontun adamları isyanın gerçekleştiği akşam halkı galeyana getirmek amacıyla Lord Chamberlain’in Adamları’na II. Richard’ı oynatırlar. İsyan amacına ulaşamaz ve kumpanya elemanları, isyan, kamu düzenini bozma gibi kraliyet duruşmalarının yapıldığı Star Chamber denen mahkemede olaylarla ilgili ifade verirler. Essex kafası kesilerek idam edilir. Southampton Kontu (kedisiyle birlikte) Londra Kulesi’ne hapsedilir, fakat çok geçmeden, 1603 yılında I. James’in Elizabeth’in ardından tahta çıkmasıyla serbest bırakılır. Shakespeare Eski Stratford’ta 320 sterlin karşılığında yaklaşık 400 dönümlük bir arazi alır. Aynı yıl John Manningham (ö. 1622) adlı bir hukuk öğrencisi Londra’da Middle Temple’da On İkinci Gece ya da Siz Nasıl İsterseniz adlı oyunun ilk gösterimlerinden birini izler ve Shakespeare ile Burbage’in oyun sonrası aynı kadınla randevu ayarlamaya çalışmaları üzerine nükteli bir anekdot kaydeder. James’in 1603 yılında tahta çıkmasıyla birlikte Lord Chamberlain’in Adamları, “Kral’ın Adamları” olur ve Shakespeare ile birkaç arkadaşı 1604’te kralın taç giyme töreninde kırmızı saray üniformasını üstlerinde taşımaya hak kazanırlar. Oyun yazarımız en büyük yatırımını sonraki yıl yaparak, Stratford kilise vergisinin (kiliseye her yıl gelirinizin onda biri oranında verdiğiniz vergi) yarı hissesi için 440 sterlin öder (buradan yıllık 60 sterlinlik bir gelir beklentisi vardır). Shakespeare’in bildiği tek torunu kızı Susanna ile doktor kocası John Hall’un kızları Elizabeth’in (ö. 1670) dünyaya geldiği 1608’de yazar annesini kaybeder. Yıllar içinde yazdığı şiirleri Shakespeare’in Soneleri adıyla 1609 yılında yayınlanır. Yine 1609’da Kral’ın Adamları eski bir manastır olan yaklaşık altı yüz koltuklu Blackfriars Tiyatrosu’nu alır. Globe’dan daha küçük, kapalı olan bu mekan onlara gösterilerde ışık ve özel efekt kullanabilme imkanı verir. Kariyerinin son yıllarında Shakespeare, John Fletcher ile (1579-1625) çalışır ve kayıp olan Cardenio, Her Şey Gerçek (VIII. Henry olarak da bilinir) ve İki Soylu Akraba’yı beraber yazarlar. Doğrudan Shakespeare’in ağzından çıktığı kaydedilen tek ifade, 1612 yılındaki bir duruşmaya aittir. Bir çırak olan Stephen Belott kayınpederi Christopher Mountjoy’a karşı, 1604 yılında söz verdiği evlilik anlaşmasını yerine getirmediği için dava açmış, Shakespeare de arabulucu olarak meseleyi çözmeye çalışmıştır. Mahkemedeki beyanında her iki adamı da “on yıla yakındır tanıdığını”, Belott’un “çok iyi ve çalışkan bir hizmetçi” olduğunu, Mountjoy’un da ona “özel bir ilgi ve sevgi” gösterdiğini söylemiştir. Dava Belott’un lehine sonuçlanır. Bir yıl sonra Shakespeare bir uşağına Blackfriars Tiyatrosu yakınlarında 140 sterline bir kulübe satın alır ve sonraki iki yılını Stratford’taki arazisinin çevrilmesiyle ilgili ihtilafları çözmeye çalışarak geçirir. Kızı Judith Şubat 1616’da Thomas Quiney’yle (1589-1662) evlenir. Muhtemelen yeni damadına güvenmediğinden, kızının çıkarlarını korumak adına vasiyetini değiştirir (25 Mart’ta imzalanmış). Shakespeare’in ölüm nedenini bilmiyoruz. Malının büyük kısmı kızı Susanna’ya kalır. Anne Shakespeare miras sırasında özellikle ikinci sıraya yerleştirilir. Judith’e evlilik anlaşması gereği 100 sterlin, evli kaldığı sürece verilecek 150 sterlinin faizi ve altın yaldızlı gümüş bir kase kalır. Tabakların geri kalanı torununa verilir. Vaftiz oğlu William’a yirmi altın şilin kalırken, Stratfordlu arkadaşı Thomas Coombe Shakespeare’in kılıcını alır. Oyuncu arkadaşları Richard Burbage, John Heminges (1566-1630) ve Henry Condell’e (1576-1627) ölümünden sonra onun anısına takacakları yüzüklerin parasını bırakır. Burbage 1619’da ölür, fakat diğer ikisi Shakespeare’in toplu oyunlarını (yarıya yakını ilk kez olmak üzere) yayınlamak için çok çalışır ve nihayet 1623 yılında amaçlarına ulaşırlar. Shakespeare’den geriye kalan en büyük mirastır bu. 


William Shakespeare 25 Nisan 1616 yılında Stratfordupon-Avon’daki Holy Trinity Kilisesi’nde defnedilir (mezarı hala ibadethanenin içinde ziyaret edilebilmektedir). Yanı başında duran, muhtemelen içinde vaftiz edildiği kurna, ağaçtan oyulmuş garip ama harika bir koro standı ile pencerelerdeki vitraylar ve günümüze kadar varlıklarını sürdürememiş olan duvar resimleri onun en eski hayalinden izler taşır. Mezar kitabesinde şunlar yazmaktadır: 

İsa aşkına, sevgili dost
Dokunma tek bir tozuna buranın.
Kutsansın bu taşı koruyan
Ve lanetlensin kemiklerimi yerinden oynatan. 

Mezarın üstünde Hollandalı zanaatkar Geerhart Janssen’in yaptığı bir büstü yer almaktadır. Latince yazılmış bir kitabe onu klasik edebiyatın devleriyle kıyaslarken, İngilizce yazılmış kitabede ise onun büyük bir yazar olduğu ifade edilmektedir. Bu büst ve Hollandalı Martin Droeshout tarafından yapılmış ve Shakespeare’in eserlerinin toplu basımı olan First Folio’nun (İlk Folyo) kapağında görebileceğiniz gravür Shakespeare’e en çok benzeyen figürlerdir. Shakespeare’in soyağacının kendi dalı 1670 yılında torunu Elizabeth’in ölümüyle sona erer. Yazarın kız kardeşi Joan’un soyundan gelenlerse 19. yüzyılın başlarına kadar evin, Shakespeare’in Doğum Yeri olarak adlandırılan bölümünde yaşadılar. Bilinen gerçekler bu kadar. Shakespeare’in hayat hikayesinin geriye kalanı makul ve mantıklı tahminlerle tamamlandı. Okul kayıtları günümüze ulaşmasa da, William kralın bölgedeki temsilcisinin oğlu olarak yerel gramer okulunda parasız okumuş olmalı. Zaten eserlerinde de böyle bir eğitimin etkilerine rastlanır. Bu okullarda çocuklara söz sanatlarıyla birlikte Latin ve Yunan edebiyatı öğretilirdi; günler uzun, tatiller kısaydı. Okuldan muhtemelen on beş yaşında mezun olmasına ve üniversiteye gitmemesine rağmen Shakespeare’in bugünkü üniversitelerin klasik edebiyat bölümü mezunları kadar bilgiye sahip olduğunu söyleyebiliriz. Shakespeare İtalyanca anlayabiliyor (o yıllarda Othello’yu yazarken esinlendiği kaynak yalnızca İtalyanca bulunabiliyordu) ve Fransızca yazabiliyordu (ki V. Henry’yi Fransızca yazmıştı). Ayrıca Katolik kilisesine yakınlık duyması ihtimal dahilinde olsa da kanun gereği her pazar Protestan kilisesine gitmek zorundaydı. 

Shakespeare’in 1585-1592 yılları arasında neler yaptığına dair çeşitli varsayımlar mevcut. Bunlardan ilki ve olasılığı en yüksek olanı, memleketinde beyaz kösele ve
eldiven yapmayı öğrenerek ailesini geçindirmeye çalıştığı. Stratford ile Londra arasında yaptığı seyahatlere ne kadar vakit harcadığını bilemiyoruz (zira yol iki yöne de iki üç gün sürüyordu). Ömrünün son günlerine kadar Londra’da kendi evi olmadığını biliyoruz; Paskalya’dan önceki kırk günlük büyük perhizde ve tiyatroların kapalı olduğu zamanlarda yazmak için muhtemelen Stratford’a dönüyordu. Gayet sofistike bir edebiyat yazarı olduğundan, yazarken ihtiyaç duyduğunda kitapları yakınlarında olmalıydı. First Folio’daki övgü yazıları arasında Shakespeare’in eski bir arkadaşı ve rakibi olan Ben Jonson’ın (1572¬1637) kaleme aldığı “sadece kendi döneminin değil, tüm çağların adamı” ve “Avon’un tatlı kuğusu” gibi ifadeler vardı. Jonson onu bir taraftan klasik yazarlarla kıyaslarken, diğer taraftan İngiltere’nin en büyük ulusal yazarı ilan ediyordu. 1661 yılında Stratfordupon-Avon’un papaz yardımcısı Rahip John Ward (1629-81) o sırada 76 yaşında olan Judith Quiney’yi ziyaret ederek, ondan babası hakkında bilgi almayı kafasına koydu. Ancak Ward ulaşamadan Judith öldü, ne yazık ki bu kayıpla edebiyat tarihinin en önemli hayat hikayelerinden biri de eksik kaldı. Şimdi Globe Tiyatrosu alkıştan yıkılıyor. Kral Lear az önce sona erdi. Daha önce İngilizcede duyulmamış yep yeni kelimeler söylendi. Oyun, Shakespeare’in diğer eserlerindeki gibi, hem komedi hem de trajedi unsurlarıyla bezenmişti. Seyirci afallamış, sarsılmış, hislenmiş, tatmin olmuş durumda ve yoğun bir duygusal, bedensel tükenmişliğe teslim. Büyük ihtimalle Shakespeare de oradaydı. Kendi zamanında ünlü biri olduğunu biliyordu. Gelgelelim bir efsaneye dönüşmesi için eserlerinin gelecek nesillerce peş peşe okunması,düzenlenmesi ve sahnelenmesi gerekecekti. 

 


Wells Stanley,  “Hayali Söyleşiler Shakespeare” çev. Ömer Karakurt, Kolektif Kitap, 2012

William Shakespeare Kimdir?
Site Haritası
© Copyright 2020 Tüm hakları saklıdır. Homopsychologicus Psikoterapi ve Psikolojik Danışmanlık
Designed & Developed by Art Web ® Tasarım ve Yazılım Hizmetleri